9 Oca 2009

hatalar bazı bünyede mide bulantısı yapar..

9 Oca 2009
Ne yaptığını, nereye gittiğini bilmeden yaşıyordu bir süredir. yaparken bile hata olduğunu bildiği şeyleri yaparken yakalıyordu kendini sık sık.. "yapma,pişman olacaksın" diyordu beyninde ki ses ama o yinede saçmalamaya devam ediyordu..kendini kaybetmişti ve bunun farkındaydı ama nasıl çıkacağını bilmiyordu..
hayatındaki herşey belirsizlik suyunun içinde yıkanırken o sadece akıntı bekliyordu.. üstelik biliyordu; belirsizlik suyu göldür.. hiç bir yere akmaz.. hep aynıdır.. aynı su da yıkanırsın her gün..
önce bir sürü borç yaptı, altından kalkamayacağını bile bile.. sonra iş yerinden maaşının yarısını aldı ama borçları ödemek için kullanmadı..
çok sevdi sonra, kendinden beklemediği kadar çok..
belki de bunu kaldıramadı.. herşey üstüne geliyor sanıyordu.. belki de rüzgara karşı yürüyen oydu ama kabullenmek istemedi..

belirsizliktir insan hata yaptıran hep bildi ama ne belirsizlikleri düzeltti ne hatadan kaçındı..
şimdi oturup düşünüyormudur bilmiyorum.. ama bedelini pahalı ödedi.

kendini yalnız hissediyordu uzun süredir. arzulanmak istedi, okşanmak, dokunulmak..

2 şişe şaraba sattı kendini.. alkolun arkasına sığındı. kendisinden sadece bedenen hoşlandığını bildiği biriyle yattı. daha sevişmenin yarı yerinde bırak dedi.. ayıldım ben.. bu hatayı ya da yaptığımız şeyi düzeltmeyecek ama yeter artık..

kokunu da sevmiyorum.. hem biliyor musun, "o" olarak düşündüm seni.. sen beni öperken içimden onun adını söyledim.. onun adıyla inledim.. iğrenç bişey bu..
sözde anlayışlıydı bir gecelik partner.. biliyordu daha en başta sadece bir gecelik olduğunu. onun yanında uyumayacağını.. özür diledi.. (niye özür dilediğini bile anlamadı, suçlu arayışında değildi ve midesi bulanıyordu bunun için özüre sessizlikle cevap verdi)

daha da iğrençleşti.. sevgilisini sevdiğini söylediği adamı aradı daha sevişmenin o malum kokusu (ilk kez bu kokudan tiksindi) odadan geçmeden.. gecelik adam duyacak mı diye endişelenmeden..

dili dolana dolana.. seni seviyorum dedi.. sadece sesini duymak istedim..

karşısında ki ses hiçbirşeyden habersiz karşılık verdi ona. bende seni seviyorum ve çok özledim dedi ağız dolusu, yürek dolusu..

kaldıramadı.. kapattı telefonu.. eve gitti ağız dolusu, yürek dolusu kustu..
şimdi öncesinden daha kötü.. işten ayrıldı, eve kapattı kendini.. nasıl çıkacak bilmiyor.. onun gelmesine bu kadar az zaman kalmışken, geldiğinde ailesiyle tanıştıracağına dair ona söz vermişken yüzüne kusmadan nasıl bakacak onu da bilmiyor..
kusmak midesini boşalttığı gibi yüreğini de boşaltır mı diye her gün kusuyor..

4 Oca 2009

Kısmetli Yazı

4 Oca 2009

Az önce gözüme pc nin saati ilişti.. Masaya oturup bu sayfayı açışımdan beri 1 saat geçtiğini o an farkettim.. öylece bakıyorum üstelik.. kollarımı kenetlemiş, arada saçımla oynayarak, karanlık bir odada öylece yazı yazmam gereken alana bakıp beklemek nasıl bi halet-i ruhiye belirtisidir ki.. ?
huyumdur zaten.. kafamda kırk tilki dolandığını bilirim ama bugüne kadar bir tanesiyle baştan sona hasbihal etmeyi becerememişimdir.. karar vermem gereken zamanlarda da kalakalırım öylece ben. hiç bir cümlenin arkasına tek bir nokta koymayı beceremediğim gibi hiç bir olaya da öyle bir kalemde bitirip dana ile kuyruğu arasında ki (edebi açıdan gereksiz ama mecazi olarak kullanılası, kelime oyunlarına köçek edilesi) biyolojik bağı da ne noktalayabilir, ne kesip atabilirim.
dışardan baksan, acaip ayakları üzerinde duran güçlü, dilli düdük kıvamında,ukala bile sayılabilecek, hele işinde babasının bile gözünün yaşına bakmayacak kadar da katı görünürüm oysa ki..

kat kat maske giymişim yüzüme, yazarken anlıyorum.

peki gerçek ben.. ne ayıp ne de günahım, ne özenilesi, ne baştacı edilesi bi kadınım ama var'ım işte..

sanıldığım kadar güçlü değilim mesela.. olgunlaşamadım da hala.. elimden gelse hala ayakkabı giymem. kot pantalonum üstüme yakışmıyor artık diye kilo vermeye başlayacak kadar da kadınlıktan uzağım.umursamamda öyle nasıl görünüyorum nasıl kokuyorum. ha şu var kadın kılığına girdiğim zamanlarda oluyor ya da kafama taktığım şeyi yaptığım..
3 ayda 12 kg birden verdim ama her ne kadar aksini düşünsede bunu sevgilim için yapmadım, sadece kendim istedim..

o da bi cins gerçi.. valla abartıyorum sanacaksınız belki ama yıllar sonra bi ilişkim oldu hemde tükürdüğüm herşeyi şalalop diye gıcık bi ses çıkartarak, hiç de hijyenik olmadığını bile bile yalamama sebep olan bir yolla.

üstelik ben bu adamla ilk konuşmanın 3. dakikasına gelmeden ona siz demeyi bırakmıştım, hem de ilerleyen zamanlarda kilolarımla dalga geçmesine izin verdim.
ha adam kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyor mu valla arada var bi öyle havası..

bu zat-ı muhterem beni bu kadar eleştirebilecek kadar yakışıklı mı? yok.. Mesela hiç hayallerimin erkeği modunda değilimdir kimseye karşı ancak kalabalık bir cadde de gezen erkeklerin 10 tanesini benim sevgilimle karşılaştırsam acaba hayal kurma yöntemimi değiştirsem, belki yatağın sol tarafına yatıp sağa doğru bacağımın birini atsam, diğerine de şöyle az bi çalışmayla elastikiyet kazandırıp kafama kadar çekebilsem öyle uyusam hayallerimin erkeği olgusunu değiştirebilirim belki diye tezler üretirken görüyorum kendimi.

her ikimizide çok iyi tanımayan biri ile bi yarım saat geçirsek, benim heyecanlı, çocuklukla kadınlık arasında bir yerde (tamam abartmayım öyle bi orta nokta olmaz, en azından bi birinde bi birinde) yaşamı sabitlemiş, hatta oyunlar oynayan, şen kahkahalar atan biri, onun ise donuk, tepkisiz hatta asık suratlı oldunu düşünebilir :) üstelik ben bu sevimli hallerimle çok güzel olmasa bile çekici bi kadın olma ünvanını kazanırken, o kel, göbekli, gözlüklü ve hatta yaşlı kıvamında anılabilir.. ki beraber çekilen resimlerimizi gören bi-iki arkadaşım, allann delisi, mantığını ota boka kullanacağına kendine kullansan hiç fena olmayacak, kaç yaş var sizin aranızda şeklinde tepki bile verdi ne yalan söyleyim.. ha önemsedim mi?!! Sence...;)

ama işte ters hatunum ben.. bunca zamandır hayatımda doğru düzgün bi ilişkim olmamış, artık yanımda biri olsun dedim, gittim yanımda olacak adam diye yaşadığım şehirden 544 km uzakta yaşayan bi adamı seçtim..

hiç öyle ailemle de yüz göz olmayıp, gizli saklı yaşardım ilişkilerimi, bunda onu da ters düz ettim.. annem gevrek gevrek gülümseyip "ee nasıl aranız?" diye sorabiliyor mesela..

az öncede bahsettiğim gibi hiç tipimde değil.. yolda görsem hayatta ilgimi çekmezdi.. bana ters gelen bir sürü hali hareketi de var..

ama bunlar sadece oturup onu ve ilişkimizi yargılayınca var..

adını duymak bile içimi kıpırdatıyor.. başkaları tarafından asık suratlı olarak görülen bu adamın benim yanımdayken nasıl şebekleştiğini de biliyorum ben.. oyun oynamak istesem bana eşlik edecek onuda biliyorum.. ki bi iki defa ufaktan ufaktan da denedim hihi :)
işin garip tarafı ben de onun yanındayken olgunlaşıyorum sanki.. yaşımın insanı oluyorum.. garip bir his.. bu ilişki başladığından beri bir garip zaten.. her şey kendiliğinden oluyor, ben.. plancı, programcı, anını dakikasını hesap eden ben.. sadece izliyorum ve yaşıyorum..

bu saatte netteyim ve yarın sabah işe gitmem lazım ya benim.. şu anda bile yazı yazma bahanesine, iş arkadaşlarıyla gittiği rakı balık gecesi erken biterde nete gelir mi acaba, belki webcam de açarız onu 1-2 dakika görürüm, özledim ya eşşek herifi.. diye beklememdendir itirafda ediyorum..

noldu da bana bu kadar aşk böcüüü kıvamına geldim, delimi öptü beni odunumsu sevgilime nasıl bu kadar düşkün oldum onu da bilmiyorum üstelik :)

hep bi lafı vardı annemin.. "bir gün kısmet denilen şeye dil uzatmayı bırakışın, her tükürdüğün lafı yalayıp, dilinin kilitlenişiyle olacak senin" derdi..

nostradamusum, anneciğim, önünde saygıyla eğiliyorum..

bir yazı karanlıkta ekrana 1 saat bakmakla başlayıp, ikili ilişkilerimi irdeler halde nasıl biter sorusuna ise tek bi şekilde cevap veriyorum.

Kısmet!! :)
 
Mantıklı Deli © 2008. Design by Pocket