18 Oca 2009

Kim(im),Kim(din),Kim(iz)..

18 Oca 2009
"Kişi istediğini yapabilir ama ne isteyeceğini isteyemez"

ilk okuduğunuzda bu ne demek şimdi? tepkisi verebileceğiniz bir söz değil mi.. Aslına bakarsanız bende ne demek onu arıyorum saatlerdir.Schopenhauer bu sözü söylerken, içine Polyanna kaçanlarca yorumlanabileceğini hesap etmişmiydi bilmem ama bu söz içimdeki polyannayı sadece bi kenara bırakmamı sağladı.. sabah yatağımdan kalktığım da geri alacağım onu içime.. şimdilik sadece sandalyede oturup beni izliyor..

uzun zaman önce farketmiştim.. "Benim" dediğim hayatın, aslında birilerini mutlu etmek için çizilen bir resim olduğunu.. hani ilk okulda resim derslerinde yapılıpda ebeveynlerine verilebilecek en güzel hediyeyi icat ettiğini zanneden küçük bir çocuğun kaleminden çıkan uyumsuz renkler, orantısız vücutlar, ağzı yüzü olan güneşler, bulutlar eşliğinde somuta ulaşmış bir resimin orantısız vücutlu, tema boş kalmasın diye irice yapılmış kahramanıydım ben..
kendi hayatımı süren özgür, tek başıma ayaktayım naraları altında yatan kediyi ben hep bildim ama bunu anlatmakta zorlandım belki..
şimdi bakıyorum da bir yanımda heyt hüyt yapamazsın, yapmamalısın diyen birileri, diğer yanımda aslanım benim senden başka kimse beceremez bunu (gaz değil valla öyle düşündüklerinden söylüyorlar) birileri var..
şöyle bir düşündüğümde ise eksiği farkediveriyorum.. "Peki sen ne istiyorsun" diyen kimse yok.. kimse..yok..

16 Oca 2009

Gelen gönderilir..

16 Oca 2009
-Seni Seviyorum..
-Neden?
-Güzel gülüyorsun, iyisin, bana kendimi özel hissettiriyorsun ve daha bir sürü şey..
-O halde sen beni değil, sana yaşattığım hisleri, yanımda rahat oluşunu seviyorsun..
-Ne farkı var ki?
-Sevgi nedensiz,niçinsizdir..
-.....Yani?
-Yani ben senin kriterlerine uygun olmasam beni sevmeyeceksin.. Sana uygun olduğumu düşünüyorsun, belki gururunu okşuyorum, belki de bizi beraber görenler onaylıyor bu da hoşuna gidiyor.. bakma söylemlere, aşk aslında iki kişilik olmadı hiç..


Yıllar boyu tanıdığınız, hatta beraber balık tutmaya gittiğiniz, oyunlar oynadığınız ne biliyim işte bir sürü yaşam parçasını aynı karede izlediğiniz birine tam hayatına birisi girmişken aşık olduğunu anladığınız oldu mu hiç?

Daha önce hiç farketmemişken, o sizin için sadece bi arkadaşken yani.. Birdenbire yıllardır aslında ona aşık olduğunuzu ama o hep yanınızda diye bunu hiç farketmediğinizi, ne zaman ki o kendine vakit geçirecek başka birini bulduğu anda aslında onun için yanıp tutuştuğunuzu anladınız mı diyorum yani..
Erkeği, kadını yok bunun hepimiz yapıyoruz.. O yanımızdayken hiç farkına varmıyoruz sonra bi başkası farketti ya ağıtlar yakıyoruz ama aslında onu ben seviyordum diye yırtınıyoruz..
bu ne menen bi tezattır bilmem ama.. aynı arkadaş yeni ilişkisinden sadece bir kaç gün önce tepemize dikilip biliyor musun aslında ben seni arkadaştan biraz daha farklı görüyorum deseydi eğer; ona verilen cevap "olur mu hiç öyle şey, biz çooookkk iyi iki arkadaşız" olurdu..
ilişki haberi alındığında ise hem içimiz caz coz diye acaip acaip sesler çıkartır hemde arkadaş kadrosundan yararlanıp yedek oyunculuktan takıma giren bu yeni yüzle ilk karşılaşmanın ardından mağlubiyet mide rahatsızlığı ile eş anlamlıdır gibi haleti ruhiyeni anlatır bir surat ifadesiyle "bu ilişkinin uzun süreceğini sanmıyorum" diye idrardan karakter tahlili yapsam daha inandırıcı olurmuydu içsesli söylemlerde bulunabiliriz.
işi abartıp, bir reddedilen eski sevgili aday adayı ile takımın deneme sürecindeki paçoz sevgilisinin (hiç kimse kendimizden iyi değildir ya mantığı ile) hoplayıp, zıplamaları, güzel günler geçirmeleri tırnak yeme eşliğinde de seyredilebilir tabi..
bu yazı nereye varıyor çıkartamadım.. burda bitsin mi.. bence bitsin.. bi ara gelir noktalarım..



 
Mantıklı Deli © 2008. Design by Pocket